29 – Size Yazıcam Ama Lütfen Cevap Yazmayın

Bay Mo’ya Kasım ayında mide kanseri teşhisi konmuş. Bunu ailesinden saklamış. Ancak ameliyat için yılbaşı sonrasına kadar beklemesi gerekiyormuş.

Yılbaşını kutlarken bir aile dostu Çigong’dan bahsetmiş ve ameliyatın bir garantisi olmadığını ama Çigong’un denemeye değer olduğunu söylemiş. Mo çalışma grubuna katılmaya karar vermiş.

“Çigong yapmaya başladıktan sonra hala ameliyata sıcak bakıyor muydun?” sorusuna “O sadece alternatiflerden biriydi. Benim gibi denize düşen yılana sarılır modundaki biri herşeyi denemeye hazırdır. Yaptıkça Çigong’un benim için en iyi seçenek olduğuna karar verdim ama tam sonuç almak ve Çi’in faydasını görmek için inanç ve özveri gerektiğini biliyordum” şeklinde cevap vermiş.

Merkez’e gelmeden önce karısı ve oğluyla vedalaşan Mo, “Ben size ordan yazarım ama siz cevap yazmayın” diye tembihlemiş. Yazdığı mektupların herbiri bir öncekinden daha iyi haber veren mektuplar olmuş. Dördüncü mektubu yazdığı sırada artık tamamen iyileşmiş.

Sabah dörtlerde kalktığını söyleyen Mo, en ateşli zamanlarında bile duvar hareketini hergün 200 kere yapmış.

Ateşliyken durumunun daha kötüye gitmesinden korkup korkmadığı sorulduğunda, “Biliyordum ki ateş sadece Çi’nin içerde faaliyet gösterdiğinin bir işaretiydi” demiş.

89 – Sevgili Kocam, Hastayım Diye Lütfen Beni Terketme!

Seneler boyunca Bayan Lou hergün öğleden sonra aynı saatte kalp rahatsızlğı, şiddetli baş ağrısı ve ishal sorunuyla baş başa kalırmış. Sonunda doktorlar mide kanseri teşhisi koyup ameliyata almak istemişler.

Zaten güçsüz olan kadıncağız ameliyattan sonra iyice güçten düşmüş. Zor yürümeye ve aniden bayılmalar yaşamaya başlamış. Kemoterapi almaya başladığında ise vücuduna giren kimyasala dayanamaz olmuş. Kocası ise buna bir dur demesini ve Çigong’a başlamasını tavsiye etmiş.

Önceleri kocasının ondan kurtulmak istediği için böyle bir tavsiyede bulunduğunu sanmış. Çoğu zaman hasta bir kadın olduğu için onu terkedeceğinden korkmuş, hatta ona bırakmaması için yalvarmış. Kocası ise kemoterapinin onu daha da kötü yapacağını, tek çarenin Çigong olduğunda ısrarlıymış. Hala kocasının onun biran önce ölmesini isteyip  sağlıklı bir kadınla evleneceğinden korkup yalvarmaya devam ediyormuş. Kocası ise iyi günde kötü günde bu günlere dek beraber yol aldıklarını, daha önce terketmediği gibi bundan sonra da terketmeyeceğini eklemiş. “E o zaman neden hastaneye sırt çevirip ne idüğü belirsiz birşeye bel bağlayalım?” diye sormuş. İlaçların, kemoterapinin onu ne kadar kötü yaptığını hatırlatan kocası, Çigong ile iyileşen pek çok başarı hikayesi sıralamış. Kendisi hasta olsa, hastaneye gitmek yerine parklara gidip o insanlara mı katılacak merak etmiş. Kocası buna cevap vermekte zorlanmış. Ancak kadın da artık son çarenin Çigong olduğunun farkındaymış. Kocasına hak vermiş ve trip atmaktan vazgeçmiş.

Hemen merkeze yazılmışlar. 3 aylık bir çalışmadan sonra her gün aynı saatte gelen ziyaretçileri artık gelmez olmuş. Büyük bir rahatlama yaşamış. Kanseri de yok olmuş. Günün birinde de kocasından mektup almış. Onu çok özlediğini söyleyen mektupun içinde dönüş parasını da eklemiş.

Bayan Lou benzer şekilde hastalanan yakın bir arkadaşının kurtarılamadığını anlatıyor. Ona kocasının bu vakayı bildiği halde nasıl olup da Çigong’da ısrar ettiğini ve Çigong’un iyi geleceğine inandığını soruyoruz.

“Onun hep güçlü sezgileri vardı. Bu yüzden onu kocam olarak seçtim”